İnsanlığın gelişiminde esas olanın kendi yararına olacak yaşamını sürdürmesinde hız ve kolaylık sağlayacak her türlü maddi etkenin oluşturulmasında mantık bilimleri önde gelirken erkek veya kadının bu olgusal sürece katılmasının düşünce yapısı açısından hiçbir farklı işleme ihtiyaca gerek duymaksızın gerçekleşmesi ile öncelikli olarak cinslerin hayatın içindeki yerlerinde bulundukları görev ve sorumluluklara ait olarak yeniliklerin ortaya çıkmasıyla birlikte medeniyetin uzmanlık gerektiren alanlara ayrımlarının kişisel tanımları belirginleşirken yetişmekte olanın küçük yaşlardan itibaren uygun uzmanlık alanına yönlendirilmesi kavramı her türlü lojik bilimin yardımıyla insan değerlendirmeleri irrasyonellikten kurtulmaya başlayıp en değerli varlık olan yetenekler doğru yönlendirilerek uzmanlaşma süreci katı bir disiplin halinde gelişerek çağın gelişimine büyük bir hız kazandırılırken insanoğlunun varlık bilinci de doğal olanın dışına kayarak metropolün insana sunduğu fiziksel mutluluklar üzerine yoğunlaşırken ve duygusal tatmin kısıtlı düzeyde kalmakta iken bu durum çeşitli dış ve iç diğer etkenlerin yardımı ile kendi kendini yok eder veya kendi gücü altında ezilme ihtimalini doğurmaya başladığında insan önceleri heyecanla koştuğu gökdelenlerini kimi zaman geride bırakıp nostaljik mutlu çayırlarına dönmeyi istemekte ancak sahip olduğu rahatlığı bırakmak akıllıca gelmediğinden hem medeniyetin insana hem de insanın kendi kurduğu medeniyete bağlılığı daha da artarak adeta birbirine bağlı ya da biri diğerinden doğan bir yapı oluşturmuş bu da gelişimin ne kadar kökten ne kadar gerekli ve aslında insani düşünce yapısına uygun ya da insanın çevresinin kendi düşünce yapısını yansıtarak kendi akisi olduğunu gösterirken aslında doğaya ait yönü ile yüksek ideallere sahip olmasını sağlayan bilinç ve yüksek mantık bazı filozoflarca hastalık olarak nitelenerek insanoğlunun doğaya ters bir yapı olduğu düşüncesi yaygınlık kazanarak son yıllarda insanı doğanın öteki ucundaki en ilkel varlık olan virüsle kendi bulunduğu uçta akıllı virüs olarak niteleyecek kadar ileri giden sinema filmleri ardı sıra yayınlanarak kendi varlığımıza bakış bilinci belki istemeden ama bence sonuçta çok gerekli olmayarak aşılanmaya başlamışken bu eleştirel kavram bile sadece gündüz yığınlarının dışına çıkmak isteyenlere yardımcı bir fantezi olmaktan öteye gidemeyerek günü kurtarmak isteyen insanın o güne dek başvurmaya cesaret edemediği veya farkına geç vardığı düşünlerden biri olarak uç noktalardaki bir eğlence fenomeni olarak kalırken elbette doğruluğu tartışılabilecek bir malzeme olarak el altında bulunurken her türlü sohbete uyan bir konu olarak anlayış derecelerinin farklılığını ortaya koyabilecek kadar derin bir mesel olup doğal zekanın uç noktalarının neler olabileceğine ve bu uçların kendi dinamikleri sonucu oluşan benzer yapıların özelliklerine dair sistematik bir yaklaşımın oluşturulmasında yardımcı olabilecek kritik noktalardan önemli biri olarak bulunurken tüm bu süreçte şaşırtıcı bir keşif olarak doğanın en yüksek bilinçlerinin varlık şartlarının en ilkel varlıklarının şartlarının gereği olan davranımlarına olan benzerlikleri ortaya çıkmıştır.
Ne ilginç değil mi?
Ali Eskici
30.01.2004
|