Asagida varlik ve onunla ilgili bazi temel düsüncelerimi açiklamaya çalistigim bir yazim bulunmakta. Uzun yıllar önce hazırladığım bu metni gözden geçirdim. Bütünlüğü bozmaması için bazı fikirleri çıkaramadım. Bu yüzden su an savundugum bazi düsüncelerle çeliskiler bulursaniz sasirmayiniz. Ornegin: insanin ilksel maddenin isleyis prensiplerini kavrayamayacagi düsününü simdi dogru bulmuyorum. Çünkü atomalti parçacik çarpistiricilari CERN gibi merkezlerde yapilan son teknolojik yenilemelerle ve değişikliklerle oldukça gelistirildi ve atom daha ayrintili olarak incelenebiliyor. Bunun gibi birkaç bilimsel gelisme düsüncelerimi degistirdi. Ancak bu yazi esas olarak temelde geçerli olan önemli konulara deginmektedir. Ozellikle de ilksel maddenin tekligi ve evrensel yasamin homojenligi gibi konulardaki düsüncelerim bugün de geçerlidir. Bu yüzden bu konularda cevap hakkiniz vardir.
A) İLK MADDE NEDEN İLKTİR? NEDENSELLİK YASASI NEDEN BİR TANEDİR?Tek bir varligin nedeni yoktur. Çogunluk söz konusu olunca nedensellik ortaya çikar. Nedenselligin ortaya koydugu yasalar bu nedenselligin olusturdugu yapilarda da ayni sekilde isler. Ornegin canli yapimizi inceleyelim. Dünyada önceleri tek hücreliler vardi. Sonralari organizmalar gelisince bütün hücrelerin koordineli bir sekilde çalismasini saglamak için sinir sistemleri, kaslar, organlar türünden yapilar gelisti. Tüm bunlarin nedeni organizmayi kontrol edebilmekti. Atom düzeyinde de bir takim yapilar vardir. Bu yapilar atomu olusturur. Onun parçalarini birarada tutar. Ancak nedensellik ilk parçacikta sona erer. Onun neyden olustugunu bulamayiz ve nedeni yoktur. Varliginin amaci tek basina oldugunda yoktur. Ancak kendisi gibi baska parçaciklar da oldugunda bir yapiyi olusturmaya baslarlar. Artik bir amaci vardir ve nedensellik olusmaya baslar. Insan da tek basinayken kendi kendine sorar. Ben niçin varim, neden bu dünyadayim? Ancak toplum içine karistikça ve insanlarla iletisim halinde bulundukça bu sorularin yerini kendisi için ve toplum için neler yapabilecegi seklinde sorular alir. Yani artik bütünün bir parçasi olmus, yapinin bir elemani, nedenleri olusturan ilklerden biri olmustur. Insanlar arasinda da topluluk büyük boyutta ise devlet kurma zorunlulugu dogar. Çünkü toplumun birarada tutulabilmesi, koordineli bir sekilde çalistirilabilmesi ancak bu isleri üstlenecek birimler sayesinde olur. Bu birimlerin hepsi birden devleti olustururlar. Tüm bunlar nedensellik yasalarinin etkisi ile olmustur. Bu noktada söyle bir soru aklimiza gelmeli: Nedensellik yasalarinin evrenin her yerinde ya da varliklarin tüm karmasiklik derecelerinde ayni oldugunu nasil bilebiliriz?
Bunun ispati ilk madde dedigimiz temel parçacigin tek ve essiz olmasidir. Ayni maddeden farklisi yoktur. Tüm evren bu ilk maddenin degisik kombinasyonlarindaki bilesimlerinden olusmus karmasik karmasik yapilarin birlesmesi ile meydana gelmistir. Peki bu ilk yapinin tek oldugundan nasil emin olabiliriz? Ispat için zihnimizi hazirlayalim.
Iki farkli ilk madde oldugunu varsayalim. Bu ikisi de dolayisi ile farkli evrenler olusturacaktir. Simdi iki yönlü düsünecegiz. Bu yönler;
1) Sonuçtan nedene gidis
2) Nedenden sonuca gidis
Once sonuçtan nedene gidelim.
Bu iki parçacigin olusturdugu evrenlerde nedensellik yasalarinin farkli olmasi gerekiyor. Bu durumda diger evrenin yasalari öteki evrenin yasalari ile ifade edilemeyecektir. Yani referans sistemi olarak hangi yapiyi alirsaniz alin diger evrenin yasalarini formüle edemezsiniz. Mantik yapilari farkli olacaktir. Bu iki evrenin yapilari da birbiri ile karsilastiginda aralarinda hiçbir tepkime olmayacaktir. Çünkü eger olursa bu iki evren de aslinda ayni nedensellige sahip olur. Ote yandan her evrenin yapilari karsilastiklari nesnelere kendi açisindan tepki vermek zorundadir. Çünkü bunu yapmazlarsa yasalari olmayacaktir. Bu da hiçlik demektir ki bu durumda iki evren de gerçekte var olmayacaktir. Bu da evrenin "bir" olmasi demektir. Yani nedensellik yasalari yalniz tek yönde isler. Ilk madde tek ve essizdir. (1)
Nedenden sonuca gidelim.
Ilk maddeden iki farkli çesit oldugunu varsayalim. Bu ikisi de biribirine göre farkli oldugundan biri digerinden her türlü ölçüme göre (Aslinda bu ölçüm fiziksel olarak imkansizdir. Sadece düsünebiliriz.) farkli bir yapida olacaktir. Biliyoruz ki farkli olan seyler kendilerini olusturan daha küçük nesnelerin bir kombinezonu ile farklilik yetenegini alirlar. Ancak söz konusu olan ilk parçaciksa farklilik konusunda kombinezon anlamsiz olacaktir. Çünkü ilk varliktan daha küçük parçacik yoktur. Dolayisi ile farklilik sözkonusu olamaz. Ilk madde tektir. Bu durumda evrende her yerinde ayni nedensellik yasasi ile isleyecektir. Böylece nedensellik her yerde ayni olunca evrenin her yerinde olusan yapilar da benzer sekillerde çalisacaktir. Olusan tüm atomlar, gelismis tüm canlilar ayni yasalarla var olacak, benzer sekillerde düsünecekler, çünkü onlar ayni nedensellik yasasi ile meydana geldiler. (2)
Böylece (1) ve (2) den ispat tamamlanmistir.
Sonuç:
Ilk madde tektir <=> Nedensellik yasasi bir tanedir.
B) NEDEN NEDENSEL OLARAK DÜŞÜNÜYORUZ?Her seyi olusturan ilk maddenin nedeni olmadigini ancak kendisi gibi en az bir tane daha olunca zeka dedigimiz; yasalarin olusmasinin açiklayicisinin olustugunu biliyoruz. Bizler bu ilk maddenin varliginin nedenini bilemedigimiz gibi onun, neden kendisi gibi bir baskasi olunca onunla tepkimeye girdigini de açiklayamiyoruz. Bunu hiçbir zaman bulamayacagiz. Çünkü ölçüm araçlarinin da bir siniri var ve ayrica düsünmemizi saglayan yapi da kendini olusturan bu temel varligi anlayamaz. Yani kendi varligimizin nedenini kavrayamayiz. Bunun nedeni algi derinliginde açiklandi.
Ilk maddenin olusturdugu seyler belli yasalara göre isler. Oyle olmak zorunda. Yoksa evrende herseyin var olus nedeni sürekli olarak degisirdi ki bu yüzden DNA gibi karmasik yapilar asla varligini sürdüremezdi. Hatta basindan beri olusamazdi. Bu ise yasanin ayni ve degismez oldugunu gösterir. Yasanin degismezligi varliklarin gelismesini ve birbirlerini etkilemesini saglar. Etkiler her yerde benzer oldugundan nedenler de her yerde ayni olacaktir. Nedensellik evrenin her yerinde var olacaktir. Dolayisi ile gelisen her canli, her varlik; atom, enerji nedensellik yasasina aykiri islemez. Insanlar da atomlardan ve enerji akisindan olustugundan nedensellik yasalarina aykiri davranamaz. Bunu düsünebilmesi de yine bu yasalarla olur. Ancak aykiri davranislarda bulunamaz. Ornegin: yerçekiminden bagimsiz hareket etmeyi düsünebiliriz. Ancak bunun yapamayiz. Bunu düsünmemizi saglayan sey ise düsünce yapimizdir. Dolayisi ile hayal gücümüz gerçeklerden farkli seyler üretebiliyor. Bundan baska ne gibi sonuçlar çikarabiliriz? Sunu: zayif enerji degiskendir ve birleserek atom gibi duragan ve gelisime açik bir yapi olusturamaz. Ancak atom güçlü bir enerji toplulugudur. Temelde ise enerji ile madde ayni seydir. Duragan nesneye madde veya yogun enerji denebilir. Eger ilk madde yerine temel enerji terimini kullanirsaniz belki bugün fizikteki yeni bir gelisme olan sicim teorisinde bazi seyler daha kolay olabilir. Ancak kuantum fizigi insan aklinin çözümlemekte zorlandigi bir alandir. Çünkü klasik insan mantigi somut nesneler arar. Ilk madde veya ilkel madde veya temel madde demek daha uygun. Ayrica birtakim sorunlar çikiyor yasalari formüle ederken. O yüzden ilk parçacik için madde vasfini kullanmak daha elverislidir.
Sonuç:
Nedensellik yasalarina göre düsünmemizin nedeni, evrenin en küçük parçasindan itibaren nedensel yasalara göre hareket etmesindendir. Bizim tüm yapimiz da bu evrenin bir parçasi olduguna göre nedensel bir varlik olmamiz da kaçinilmazdir. Düsünce yapimiz da beyin sistemimizi olusturan dizilis stiline göre ve daha açiklanan temel varlik nedenine göre gelistiginden nedensellikten payini alacaktir.
C) ALGILARIMIZ, ALGI DERİNLİĞİ
Algilarimiz uzun bir gelisim süreci ile bugünkü seviyesine ulasmistir. Bundan da ötesi olabilir. Ancak gelisimin hangi yönde olabilecegini analiz etmek gereksiz. Algilarin sayisi konusunda bir kesinlik yok. Okullarda dokunma, koklama, tatma, görme, duyma beslisi ögretilir. Bir de altinci his dedigimiz herkesçe de kabul görmeyen bir tür sezi yetenegimiz var. Ama bazen sezgi ile karistilabiliyor. Kelime yapisi açisindan yakin olduklarindan. Konuya dönelim:
Algi Derinligi: Insanin algi derinligini üç kisma ayirdim
1-Oznel algi derinligi
2-Ozsel algi derinligi
3-Evrensel algi derinligi
1-Oznel algi derinligi: Her insanin algilari farkli derecede gelismistir. Bu yapi içerisinde bir takim kavramlari kimileri daha kolay kimileri daha zor benimserler.
2-Ozsel algi derinligi: Yalnizca insan türüne özgü algi derinligi dogadaki tüm varliklardan farkli olarak edindigi farkli düzeydeki algi derinligidir. Bugün insanin entellektüel bilgi seviyelerindeki algi derinliginin dünyadaki birçok tür arasinda en yüksek derecede oldugu kabul ediliyor. Bazi türler ise ayni seviyede ortalama olarak, örnegin yunuslar ve orca balinalarinda iletisim düzeyi insanlarla aynidir. Son arastirmalara göre simdilik 600 iletisim sesinin kullanildigi saptandi.
3-Evrensel algi derinligi: Evrendeki tüm canlilarin yapilarini olusturan evrensel materyalden dolayi ulasabilecekleri sinir, bir algi seviyesi vardir. Bu seviye parçacik düzeyinde en küçük olarak isigi olusturan fotonlarin olusturdugu dalgaciktir su an. Daha ilerisinin olabilecegi olanaksiz gibi görünüyor.
Evrensel algi derinliginin prensipleri her canliyi, özsel algi derinligi yalniz bir türü, öznel algi derinligi türün bireyinin algi derinligini belirler.
D) KAVRAMANIN YA DA DÜŞÜNCENİN SINIRI
Insanin bir kavrama siniri vardir. Nedensellik yasalarina göre isleyen sistemimizin algilarina göre gerçeklik hakkinda yargilara variriz. Peki kavradigimiz gerçeklik evrenin kendisi midir? Burada felsefi çikmazlara girmemek için saf zihinle düsünmeye çalisalim. (Felsefede her konuda bir çikmaz yoktur tabi. Kimi konular artik yerlesiktir. Ancak gerçeklik konusunda tam bir yargi yoktur. Yeterli bilgi sahibi olmadan yapilan yargilar arasinda çeliski olmasi dogaldir. Ote yandan felsefeciler yeterli bilgiye sahip olduklarini ya da diyalektigin yeterli oldugunu düsünüyorlardi.)
Düsüncenin sinirini da yine algi derinliginin üç yasasi belirlemekle beraber burada iki nedenden dolayi düsüncenin siniri oldugunu ispatlamak kavramamiz açisindan kolay olacaktir.
Düsüncenin birinci siniri beynimizin karmasiklik seviyesi yüzündendir. Insan dogada en üst düzeyde karmasiktir. Bu seviyenin son olmadigini söyleyebilirim. Çünkü insan ortada yokken de zeka vardi. Ancak buradaki zekayi canli zekasi olarak algilamayin, varligin zekasidir kastettigim. (Varlik olarak kastettigim; ilk temel parça)
Nedensel olarak düsündügümüzden olaylari parçalayarak inceleme yapmak zorundayiz. Sonra da bu parçalari isleyislerini, uyumlarini gözleyerek anlamazsak evrenin bütünlügünü kavrayamayiz. (Ne yazik ki bilimimizin bu ikincisi -bütünlestirme- hemen hiç uygulamadigi asamadir.) Insan türlerin zeka olarak en üstündedir. En alt tür tek hücrelilerin kavrayisi sadece yiyecek tanimadir. Insana dogru geldikçe kavrama sinirlari genisler.
Insandan daha geliskin canlilar oldugunu söyleyebilmemizin temel nedeni evreni olusturan tüm atomik sistemlerde ortak özellik olan organik madde olusumunun hemen hemen sonsuz çesitlilik göstermesinden ve ilksel maddenin davranis stilini yani zeka potansiyelini bu bilinç seviyemizle asla kavrayamayacak olmamizdandir. Bu konunun açiklamasini Düsüncenin Ikinci Siniri konusu kapsar.
Düsüncenin ikinci siniri temelde tüm geliskin varliklarda bulunan ortak özelliktir. Bir takim kavramlar gelistirerek ilk maddenin evrendeki ürünlerine bakarak evrenin çalismasini anlayabiliriz. Ancak ilk maddenin kapasitesini asla kavrayamayiz. Ilk madde bizi de olusturan tüm parçaciklarin temelinde oldugundan onun hakkinda fikir yürütürken bile istemeden onun olusturdugu evrenin veya beyin yapimizin etkisindeyizdir. Dolayisi ile varligimizin temel nedenini asla kavrayamayiz.
E) EVRENSEL ZEKA, MADDENİN İÇERDİĞİ ZEKA POTANSİYELİ NİÇİN İNSANIN ZEKA POTANSİYELİNİN ÖTESİNDEDİR?
Insan maddenin olusturabilecegi sonsuz yapilardan yalniz biridir. Evrenin sonsuz sayidaki yapi olusturabilecegini ilk madde yüzünden söyleyebiliriz. Ilk madde yerine konuyu anlayabilmek için daha somut örnek verebiliriz:
Elimizde büyük lego parçalariyla dolu bir paket olsun . Bu parçalarla düsündüklerinizin bir kismini yapabilirsiniz. Yani her düsüncenizi uygulayamazsiniz. Simdi daha küçük lego parçalarinin oldugu bir paketi alin. Bu parçalarla ise daha önceki pakette bulunanlarla yapilabileceklerden daha fazla sayida sey yapabileceginizi görüyorsunuz. Çünkü parçalar küçülmüstür. Bu sekilde parçalari küçülterek devam ettiginiz takdirde her adimda kullandiginiz parçalarla düsündükleriniz arasindan yapabildiginiz seylerin sayisi giderek artacaktir.
Simdi dikkatli olun. Su ana kadar bu yazida anlatilan herseyin özünü yakalayabileceksiniz.
Lego parçalarini küçültmeye devam ettikçe istediklerinizin tamamina yakinini yapabildiniz. Bu küçültmelerin bir adiminda parçalar öyle bir büyüklüktedirler ki düsünebileceginiz her seyi bu parçalar olusturabilmektedir. Ancak daha da ileri gidelim. Parçalari küçültmeye devam edelim. Bir noktadan sonra parçalar öyle çok küçülmüslerdir ki artik bu parçalarla yapilabileceklerin sayisi ve niteligi sizin düsündüklerinizin çok ötesindedir.
Simdi yaptiklarimizi gözden geçirelim. Baslangiçta lego parçalari büyüktü ve düsündüklerimizin küçük bir kismini yapabiliyorduk. Parçalari küçülttükçe öncekilere göre daha fazla sayida sey yapabildik. Bu isleme devam ettikçe bir noktadan sonra düsündüklerimizin tamamini yapabildigimizi gördük. Ancak parça küçültme islemine devam ettikçe yeni parçalarla yapilabilecekler düsüncelerimizin ötesindeydi. Parçalarin mümkün olan en küçügü ile yapilabileceklerin sayisi ve niteligi ise düsüncelerimizin o kadar ötesinde olacaktir ki onlari kavramaya zihin gücümüz asla yeterli olamayacaktir.
Bu en küçük lego parçasini tüm evreni olusturan ilk maddeye esitlersek; yazinin basindan beri sözünü ettigimiz nedensellik yasasini olusturan ilk maddenin sadece bizim degil evrende bulunan tüm varliklarin ve de yapilarin sahip oldugu zekanin çok ötesinde bir potansiyele sahip olmasinin nedenini açiklamis oluruz.
Buraya kadar anlattıklarım: evrenin tek olmasinin ispati, algilarimizin sinirli olmasi ve zekamizin, nedensellik yasasinin tekliginin mecburiligi ve varligi idi. Ilk maddenin kendisi her tür yasanin disinda varligini sürdürecektir. Tüm evren çöküp yapisini yitirse dahi onun varligi asla yok olmayacaktir. O bizim ve diger tüm varliklarin varlik sebebidir. Tüm nedensel sonuçlar ve açiklamalar ilk maddede sona erer.
Evrenin -ilk madde disinda- nedensellik yasasina göre islemesi ve bizim de bu yasayi kavrayabilmemizle tüm varliklari algilayabiliriz. Bizden daha üst bilinç seviyelerine sahip varliklarla bile anlasabiliriz. Bununla insanin evrendeki canli ya da cansiz tüm varliklari bir sekilde bir sekilde kendi seviyesine göre kavrayabilecegi bir gelismislik düzeyinde bulundugunu söylemek istiyorum. Iste bizim gururumuz da budur. Insanlik olarak bunlari yapabilecek ve düsünebilecek olmamiz bizim varligimizin da nedenini olusturan yegane sebeplerden biridir.
Ali ESKİCİ
1996,
Digital ortama taşıma: 11.11.2000 |