Zor Ölüm 4 / Die Hard 4
Film genel olarak 1980'lerin ilkel düşünsel yapısıyla kaleme alınmış. Hedef olan hackerlar anlamsız olarak nefret unsuru şeklinde ifade edilmiş. Sanırım ABD hackerların gücünü birleştirmesi psikozu karşısındaki korkusunu dile getirmiş.
Filmdeki onlarca mantıksızlıktan önemlileri şunlar:
- Evlerinde bomba patlayan, pclerine dokunulmasını bile istemeyen hackerlar, evlerine ne bir alarm sistemi, ne pclerine 'bana kimler dokundu' programı kuruyor ne de kocaman C4 patlayıcı paketlerini farkedebiliyor. Bu insanları yoketmek için bu kadar çabaya da gerek yoktu. Hem yok etmek için çok pahalı ve bulunması zor C4 patlayıcı kullanılıyor, bunlar pcnin klavye sistemine Delete tuşuna basınca patlayacak şekilde döşeniyor hem de bunun için virüs yükleniyor ve bu da olmazsa imhayı garantilemek için ekip gönderiliyor. - Bilgisayarları kullanan kişilerin acemice klavye kullanışları (tuşlara uzun süreli basmalar; piyano ile karıştırdılar galiba, tab tuşunun gereksiz kullanımı)
- Ekran klavye kullanmanın gereksiz olduğu durumlarda bile kahramanlarımız takır takır tuşlara basıyor veya klavye kullanmaları gerektiğinde ekranda girişin yapıldığı bir konsol görünmüyor.
- Her bir hackerı yok etmek için kullanılan C4 sadece lokal olarak etkili oluyor; oysa o miktarda C4 binanın yarısını havaya uçurur.
- Matthew denen hacker filmin yarısına kadar aktif olarak devreye girmiyor.
- Girdiği zaman da yaptığı ilk iş emaillerini kontrol etmek oluyor.
- Telefonlarla konuşurken kameralar ortaya çıkıyor ve birbirlerini görüyorlar ve bunu engellemek mümkün değilmiş gibi; hackerlar kameraları kapatmayı bile akıl edemiyor.
- Durumun ciddiyetine rağmen gereksiz egoist duygusal çıkışlar.
- Warlock denen hackerın ülkesinin kötü durumuna rağmen umursamazlığı ve polisi sevmemesinin bundan üstün tutulması. Buna benzer birkaç girişle filmin hackerları nefret edilesi insanlar yargısının verilmeye çalışılması. (ABD bunu hep yapıyor. İşine yarayacak insanlara, gruplara vs. halkın nefretini kazandırırken onları kendi sisteminde kullanıyor.)
- Warlock tüm ülkenin elektriği kesikken online kalabiliyor. (Demek istediğimi anlamayanlar onun jeneratör kullandığını bu sayede online kalabildiğini söyleyecek, online kalabilmek demek; server sistemlerinin ve kullanıcıların oluşturdukları internet ağına bağlı olmak demektir, o jeneratörle çalışmaya devam edebilir ama diğer insanlar ve sistemler? [Bu açıklamayı bile bana yaptıran sivrizekalara tşk.])
- Yine Matthew, hacker diye herşeyden anlayabilecek bir konumda gösterilmiş; tamamen farklı bir sistemle çalışan reaktörlerin kontrollerini yapabiliyor.
- Ek olarak; filmde hacker olarak Matt diğer birçok filmde olduğu gibi aptal ve tutarsız biri olarak gösterilmekte kısmen. Hatta sadece pcden anlayan bir çelişki yumağı. Oysa gerçekte Tr'de internet kelimesinin duyulduğu zamandan tanıdığım iki hacker (hacker ve lamer arasındaki farkı bilerek tanımlıyorum) da son derece bilgili, kültürlü, tutarlı, kontrollü ve zekiydiler. Gerçekte de bir hacker kendi programlarını yazabilir; incelediği bir sistemi parçalarına ayırarak en az yama sayısı, güvenlik güncellemesi sayısı +1 tane teorik giriş kapısı yaratabilir/bulabilir ki bunları Tr'de yapabileceklerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez -aslında bu cümlemde yanılmayı umuyorum, çünkü bu ülkenin bu konuda çalışan yüzlerce akademisyeni var-.
- Her ne kadar Beyaz Saray onlar için bir sembol olsa da ülke elden gitmek üzereyken bu binayı bu kadar önemsemeleri ironikti.
- 'Ateş Yelkeni' uygulamaya geçildiğinde gereken adımlardan biri de ulusal güvenliği egale etmek olmalıydı bu da ancak yardımcı bir harekat gücü ile kuvvetlerin dikkatini dağıtmak olurdu. Ama TG zekasındaki birinin düşünmesi gereken bu ayrıntı gözden kaçmış. (80'lerden kalma senaristler gene acemi hep acemi; karakterlere verdikleri ile onların yapabildikleri arasında denklik yok. Bu, taban ABD vatandaşlarına sürekli yapılan bir uygulama. Belki böylesi daha iyidir, çünkü daha fazlası ağır gelir ve film bir numara olamazdı.)
- Birincisi askeri kuvvetler harekete geçmiyor, ikincisi jetonu hep sonradan düşen (tipine bakarak mı bu rolü vermişler acaba) FBI başkanı hep başrolde ancak kayda değer bir başarısı bulunmuyor. Ve bu adam nedense işe yarayabilecek herkesi üsten neredeyse kovuyor :): Matthew, Jonh, NSA görevlileri.
- Filmde tüm hackerlar terörist kız dahil fare (mouse) kullanmıyor ve ekranda komutların girileceği bir panel olmamasına; grafik kontrolleri olmasına rağmen sürekli yazıyorlar :) Burada hackerlar sürekli yazar=programlar yargısı verilmeye çalışılmış ama bu kadar da değil; evet klavye kullanmaktan çok hoşlanırlar ama hackerlar da fareyi gerektiğinde kullanırlar :)
Filmde mantıksal hatalar yanında statüye ilişkin bozukluklar var:
- NSA yaptıkları hakkında FBI başkanına ezile büzüle bilgi veriyor. Oysa NSA (National Security Agency - Ulusal Güvenlik Teşkilatı, nsa.gov) yaptıklarından birinci öncelikte parlamentoya karşı sorumludur. Hiyerarşi; NSA > CIA > FBI şeklinde, ya da bize öyle öğretildi.
- FBI başkanı elinde kalan son hacker Matthew'yu merkezde korumaya alıp onunla birlikte çalışmak yerine ona çıkışıyor ve üsden gönderiyor.
Düşmanın (Thomas Gabriel) da hataları var. Birkaçı:
- Gereksiz yere elindeki adamları öldürüyor
- Güç kapatmak için ana kontrol merkezine sadece 3 adamını gönderiyor. Oysa oraya bir ordu göndermeliydi. Sonra yaptığı iş bakımından da yeterli adamla çalışmıyor.
- Zora düştüğünde hedefin organik bağını kullanıyor; John'un kızını. Böylece en güçlü engelleyicisini daha da aktif hale getiriyor. Bu kritik durumda üstüne çekmek içinse bu daha yapılmaması gereken yanlış bir taktik. Bu zekada birinin bunu düşünebilmesi gerekirdi.
- Normalde güç kapatmak kendi sistem erişim imkanlarının da kısıtlanmasını gerektirirdi, ama bu olmuyor, gerçekte ise olurdu ve kendi tek silahı da işlemez hale gelirdi. Burada TG'nin bir yetersizlik hatası daha ortaya çıkıyor; böyle bir operasyon sadece internet teknolojisi kullanılarak başarıya ulaşamaz. Finans hesaplarında değişiklik yapmak içinse pire için yorgan yakmaya gerek yoktu. Yani konu zayıf, artı konuya göre içerik yetersiz.
- Gerçekte herşey bu kadar bilgisayar kontrol sistemlerine bağlı değil. Film burada da 'öyle olursa böyle olur' mesajını vermeye çalışmakta.
Filmin beğendiğim kısımları:
- 29. dakikada tüm yakın tarih ABD başkanlarının konuşmalarından kelimelerle birleştirilmiş gözdağı konuşması.
- Son teknoloji ürünlerinin kullanılması.
- İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, ABD ve Türkiye'nin birlikteliği ile gerçekleştirilmiş mükemmel F35 savaş uçağının dikey olarak iniş/kalkış yapabilen versiyonunun kullanımı.
- Başrol oyuncuları senaryonun tamamını dikkatli okumuş ve buna göre hareket ediyorlar.
- Senaristin en iyi yanı duygusal dönüşüm ve algıları zincirleme olarak doğru yerleştirmesi olmuş. Tünelde John tarafından bile sözde hafif özde ağır bir hakaret yedikten sonra Matt, otomobilde konuşurlarken 'ben kahramanlığı haketmiyorum' diyebiliyor. Buna rağmen yine de John yarı umursamaz bir tavırla ona destek oluyor. Öte yandan John'un Matt'in onu babası yerine koyduğunu farkettiği halde yanlış olan tavırları düzeltilebilirdi.
Gerçi bu kadar dikkate alınırsa bu tarz filmlere en yakın ve kurgu düzeyi minimum olan Takedown'dan başkasının izlenmemesi gerekir.
Film genelde kültür düzeyi düşük seviyede olan ABD izleyicisine yönelik olarak çevrilmiş. Ben genelde aksiyon sahnelerini beğendim. Bir de yardımcı hacker kızın (Mai [Maggie Q]) işini yaparkenki disiplinli tavırları hoşuma gitti.
Yukarı baktım da çok yazmışım :)
Yine de hala ve bilimsel açıdan tam bir eleştiri olamadı ama çalakalem bu kadar. Yoğun fikirler içeriyor ama anlaşılacaktır.
Ali Eskici
01 Ağustos 2007 |