DOYUMCULUK
Oncelikle bende maddenin ne anlama geldigini aciklayayim.
Madde arti ve eksi kutuplara sahip zit kutuplardan olusan ve ayni oranda bulunan(yani ne kadar eksi varsa ayni oranda arti da vardir) surekli olarak hareket halinde olan birlesip ozunde ayni fakat gorunumde farkli olan birbiri ile baglantili olan bir sureklilik halidir. Butun bir evren birleşme ve ayrılma sonucu zaman ve mekan icerisinde bunlarin farkli gorunumlerinin ayni yasa uzerinden isleyisi sonucu olusmustur. Bu yasaya dayanarak butun bir evreni aciklamak dogru olacaktir. Tezimde doga derken doga kavramindan anlaşilmasi gereken maddenin isleyis sistemidir. Madde birleşeceği seyde belirli bir ozellik arayarak ve uyum saglayarak birlesir.
Değisim: bir seyin kendi ozune uymayan baska birsey olmasi (tohumun topraga atildiktan sonra kus olmasi gibi)
Gelişim: kendi ozunun yasasina uyarak olabilecegi sey olmasi. (tohumun topraga atildiktan sonra filiz olmasi)
Doyum: tüketmek-tüm bilgisine ulasmak- hakim olmak- karsi seyle ilgili herseye sahip olmak.
Maddenin 3 hali : madde bir ^^bir^^ uzerinde ve olabilecegi iki secenekle vardir.
yani atom ^^1^^ olan, arti ^^2^^ ve eksi ^^3^^de kendi icindeki iki zorunlu secenek. yani su ^^1^^ olabilecegi buhar ^^2^^ ya da buz ^^3^^ hali de zorunlu olarak olabilecegi iki secenektir.
Veya insan 1 olan iyi veya kotu olmasi da zorunlu iki secenegidir. yani madde her halükarda olabilecegi seceneklerden biri ile birleserek ve ayni oranda olan diger kutbu arka palana iterek olabilecegi seceneklerden biri olur. yani bir tohumu topraga atinca eger bu tohum gerekli dogal ortami (oksijen-su-minareller-vb) bulursa olacagina (filize) varacaktir. Eger gerekli ortami bulamazsa yine olacagina (curumeye) varacaktir. Ve olabilecegi seceneklerden biri olmasi onun gelisimini gosterir ki zaten sonuc onun secimi degil zorunlu olarak doganin kendisine verdigi odevidir. yani su 100 derecede buhar halinde gelisim gosteriyorsa 150 derece isi verdigimizde baska birsey olmayacaktir. Bir seyin olabilecegi seceneklerden biri olmasi yani sekilsel olarak degismesi onun degisimini degil gelisimini gosterir ki zaten baskada secenegi de yoktur. Dusuncelerimiz bize maddeden gelir. Eger maddeden geliyorsa (ki zaten maddeden geliyor) bu da maddenin bir bilgi tasidigini ve yansittigini ispatlar. yani bir top yuvarlaktir. ^^yuvarlaklik^^ topun bize yansittigi bilgidir bunu biz kare ya da dikdortgen gibi algilayamayiz. yani verilen bilgiyi degistiremeiiz. Buna dayanarak bilgi bizden bagimsiz ve doga kurallarina uigun olarak isleien bir madde diiebiliriz. Insanda maddeden olusmakta ve maddenin yani doganin kurallarina uigun olarak islemektedir. Bilgi ve insan doga kurallarina uigun olduklari icin ayni iasalar uzerinden hareket ederler. O zaman bilgi ve insanda nihaietinde zorunlu olarak olabilecekleri (kendileri bir olmak uzere) iki secenekten biri ile birleserek bir gelisim gostereceklerdir. Daha anlasilir olmasi icin bunlari ornekleielim. Insan aklini toprak bilgiiide tohum olarak alalim. Ama bu toprak belirli bir verimlilikte belirli isik alan belirli bir oksijen kapasitesine sahiptir. Ve her tohum ekilece?i toprakta varabilecegi iki sonuc tek vardir.sahip oldugumuz topragin yani beinin verimlilik isik oksijen minareller vb gibi ozelliklerini doga belirler yani bize dogustan verilen kapasitedir. Nasil ki bir tohum filizlenmek icin belirli bazi sartlar ariiorsa bilgide ayni iasalardan hareket ettigi icin girip ieserecegi akildada belirli bazi sartlar arar. Matematik bir bilgidir. Matematigi ogrenmek isteien birisinin akli matematigin filizlene bilecegi bir dogal iapiia sahip olmali. Eger bu gerekli ortam varsa matematigi ogrenen biri matematigi anlayacak ve hayatinin her alaninda kullanacaktir ve boilece olacabilecegine ya da birinci secenege varmis olacaktir. Ama gerekli ortam yoksa matematik o beiinde kok salamayacak dogal olarak ietisemeiecek ve curuierek olabilecegi ikinci secenege varacaktir.
Eger matematik kok salabilirse o zaman matematigin yetisebildigi ortamda yetisebilecek diger bilgilerde bu beyinde kok salabileceklerdir. Bu topraktan yani beyinden daha az verimli veya daha cok verimli bir toprak isteyen bilgilerse bu toprakta kok salamayacaklardir. yani tütün yetişebilen bir ortamda bugday arpa vb gibi bitkilerde yeserebilir ama bir portakal agaci yeseremez. Bu da matematikle ugrasan bir insanin ayni topragi isteyen siirle de ilgilenebilecegini ve anlayacagini gosterir. Buna dayanaraktan insan dogustan bir kapasiteye sahiptir ve kapasitesine uygun olan bilgilerle verimli olabilecegini bunun tamamen bir tercih ile alakali olmadigini ve zorunlu iki secenekten birine varmak zorunda oldugunu soyleyebiliriz.
Matematikte deha olan birisinin dehaligini aldigi egitime -yasadigi ortama- maddi durumuna baglamak tamamen yalnistir. Matematik dehasi olmasi, tamamen matematigin cok verimli bir sekilde kok salabilecegi bir beyne sahip olmasindandir. Zira ayni beyinde yetisemeyecek bilgi alanlarinda basarili olamamaktadir.
Bir insanin matematigi anlayamamasini o insanin tercihi demek gerekli egitimi alirsa gerekli ortama girerse gerekli kaynaklardan beslenirse bir matematikci gibi anlayabilir demek ialnistir. Cunku matematigi anlayan birisi de matematikten anlamasi kendi secimi degil anlayamayan birisininde anlamamasi kendi secimi degildir. Doganin verdigi kapasiteile alakali olup ve doganin verdigi seceneklerden birine varmak zorundadir. Buda disardan doganin verdigi etki ile olacaktir. yani dogada bulunan su doganin verdigi isi ile zorunlu olarak buhar ya da verdigi soguk ile zorunlu olarak iasalara uiup buz olamak zorundadir ki zaten baska secenegide yoktur. Buna gore insanda doganin verdigi kapasiteye gore olmasi gerekene ya da olabilecegine varmak zorundadir. Bir insana bir gercegi binlerce bilimsel deneyle ispatlasaniz bile bu insan sizi anlamayacak ve soylediklerinizi hic bir seyle bagdastiramayacaktir. Bu soylediginiz gercegin yalnisligini ya da o adamin egitimsizligini degil, verdiginiz bilgilerin yeserecegi bir beyne sahip olmadigini ispatlar.
Insan dogasi geregi surekli bir hareket halinde tek yonlu olarak gelismeie dogru ilerlemek zorundadir. Ben bu gelismeie doyumluluk diiecegim.
doyumsuzluk sonsuzluktur.
Doyumluluk sonluluktur.
Sonsuzluk: doyumluklarin surekli devinimi surekli yeni doyum alanlari olu?turdugu doyumsuzluktur.
Bunu ornekleyelim.
Yemek: hayatta kalabilmemiz icin temel ihtiyactir. Ama surekli ayni yemegi yiyemeyiz. veya cinsel iliski: bedensel bir ihtiyactir ama ayni kadinla her zaman yatamayiz. Bu da sahip oldugumuz, tukettigimiz bir seyin artik bizde anlam tasimadigini mide bulandirdigi icin yeni doyum alanina iter. Buda hareketliligi yaratir. Hareketlilik bir doga yasasi oldugu icin insan bir seyi tamamen tukettigi zaman ve artik tukettecek yeni bir sey olmaiinca hareketlilikte biteceginden ve hareketsiz kalmakta kendi dogasina aikiri oldugundan yeni bir seye yonelecek yeni doyum alani arayacaktir. Ama yeni doyum alani bir onceki tukettigi doyum alaninin daha gelismisi olmak zorundadir. yani daha ileri. Tuketecegi seylerin bir oncekinden daha fazla yeni seyler barindirmasi gerekir. Buda gelisimi yani diyalektigi aciklar. Insan surekli tuketir ve tukettigi seyden daha gelismis yeni bir seye yonelir. Eger belirli bir kitle beraber bir seyi tuketiyorsa doydugu anda kitle olarak baska bir doyum alanina gececektir ki buda devrimi gosterir. Bir seyi tuketim hizi her insanda farklidir. Buda doganin verdigi bir ozelliktir. Felsefe ve sanatla ugrasan insanlar beyinlerinin verimliligi ve hizli tuketim ozelligine sahip olduklari icin suni olan hicbir seyde kalamamis ve surekli yeni bir doyum alani aramislardir. Felsefe ve sanat tamamen tuketilemeyeceginden ve surekli kendini yeniledigi ve ilerlettigi icin bir doyumsuzluk alani olusturduklarindan bu kapasitedeki insanlar kendi tercihleri olamadan buna yonelmek zorunda kalmis ve doganin verdigi odevi bu sekilde tamamlamislardir. Filozoflarin ve sanatcilarin hayatlarina bakildiginda hepsi istisnasiz konumlari, maddi durumlari, egitimleri, bulunduklari kultur, dilleri ne olursa olsun toplum icerisinde tutunamamis duzenli bir hayat yasayamamis anlasilamamislardir. Bu kendi secimi olmamakla birlikte doga onu felsefe ve sanata yonlendirmis kapasitesine gore de kendilerini disa vurmuslardir.
Bir ulkede devrim yapilacagi zaman devrime oncelik eden ideolojiyi, devrimi destekleyen ve yapan halkin cogunlugu bilmemektedir. Bu da hakikat kaygilari oldugunu ve izledikleri ideolojinin hakikati savundugunu bu hakikate gore yonetildikleri sistemin yalnis oldugunu bu bakimdan devrim icin ayaklandiklarini soylemek yanlistir. Doyum alanlari yonunden kisitli olan buyuk cogunluk bulunduklari konuma doymus bundan tiksinmis ve yeni doyum alani olusturmak zorundadir. bu bakimdan bulunduklari konumdan daha gelismis bir doyum alani sunan her ideolijinin hakikate ne kadar uydugu, ne kadar dogru oldugu onemli olmaksizin pesinden gidilecektir. Ulasilamayan tuketilemeyen hersey degerlidir. En zengini ve en fakiri veya bunlarin ortasi istisnasiz hic kimse bulundugu konumdan mutlu degildir. Devrime karsi olan kitlede yine devrime oncelik yapan ideolojiyi bildiklerinden degil, bulunduklari doyum alaninin daha dusuk bir seviyesine cekileceklerinden ve bu da dogalarina ters oldugundan buna karsidirlar. Zaten tukettikleri bir seye tekrar donmek istemeyecek bu yuzden devrimin karsisinda duracaklardir. Tarih bunu defalarca kanitlamistir. Ve devrim yapilan bir ulkede yeni doyum alani olustuktan belirli bir zaman sonra uzun veya kisa onemli degil bulunduklari konuma doyacaklari icin sistem tekrardan degisecektir. Cunku hareketlilik zorunludur. Madde hareketsiz var olamayacagindan surekli ilerleyecek tuketilen hersey terk edilecek ve yeni daha genis doyum alanlari aranacaktir. Tuketilen birsey eger kendini yenilemezse tamamen terk edilip hareketsiz kalacagindan yok olacaktir. Bu da caga ayak uydurma modernlesme adi altinda gecer. Eger tuketilen bir ideoloji kendini yenilemezse yani tuketildigi konumdan daha ileri gidemezse yani gunumuz turkcesi ile caga ayak uydurumazsa yok olmaya mahkumdur.
Cunku insan dogasi geregi tukettigi bir seye geri donmeyecektir. Maddede bulundugu seyde surekli kalmamakta doidugu anda cozulup yeni seylerle birlesip yeni bir sey olusturmaktadir ki bu onun var olma yasasidir. bir ideoloji surekli kendini yenileyemeyeceginden cokmeye mahkumdur. Insanlar hakikatin pesinden degil dogalari geregi sabit kalamadiklarindan yeni hareket alanlari yani doyum alanlari bulmak ya da olusturmak zorundadir. Insanlarin hayatimiza renk katalim degisik birseyler yapalim demelerindeki kasit yeni doyum alani aramak demektir. Insan yalniz birseyle ugrasamaz bu yuzden hayatinda surekli yenilikler farkli bircok seyler yapmaktadir. Bunun maddi konum ile hicbir alakasi yoktur. Fakir kesim hareket alani dar oldugu icin sinirli doyum alanlarina sahip oldugu icin her zaman devrim yapmaya elverislidir. Ama zengin kesim elindeki maddi guc sayesinde doyum alani cok daha genistir ve bu bakimdan yerinden memnundur. Ama bir adama trilyon verin ve onun gunluk yasamini dakik bir duzene sokun ve baska bir secenek vermeyin bu adam doyum alanina ulastiktan sonra cildiracak kusacak tiksinecek ve bulundugu cizgiyi hemen terk edecektir. Aksi takdirde olecektir
Söylemek istediğim bilginin doğuştan geldiği değil, bilginin yeşerebileceği alanin doğuştan geldiği ve insanin bu alan üzerinden zorunlu olarak gelişebileceğidir.
değerlendirmeniz dileği ile...
Ali: Adnan Bey, uzun yazınız ve değerli fikirleriniz için teşekkürler.
Değerlendirmeye başladığımdan emin olabilirsiniz. |